2 Şubat 2015 Pazartesi

Pencere

     Bazı günlere çok erken saatlerde başlarsın.Sen istediğin için değil bilinçsizce kalkarsın işte.Sert bir kahve yaparsın kendine.E sigarasız olmaz elbette.Çekersin bi tabure pencere kenarına.Yağmur ve havadaki o yalnızlığın dibine vurulmuşluk hissine kapılan gri hava kahvenden bi yudum almadan dolar ağzına,önce onu yutarsın.

    O küçük pencerenden dışarıdaki yüzlerce gördüğün evlere takılır gözlerin.Kimler ayaktadır?Kimler sabah kalabalık aile sevgili arkadaş kahvaltıları yapıyordur?Kimler sevişiyordur?Kimler yalnızdır?Kimler bekliyordur birilerini bir şeyleri?Kimler geceden beri ayaktadır?Aklın bi süre tanımadığın o küçücük pencerelerdeki yüzlerce dünyayla yolculuğa çıkar.İlk sigara biter.İkincisini yakman lazım.(Çünkü bazı sabahlar hemen ayılmaz zihnin.)

     Ya senin pencerene bakan var mıdır?O dışarıdaki yağmurdan daha ıslak küçük dairene bakan?Belki de karşılıklı içiyorsunuzdur kahvenizi?Karşılıklı yutuyorsunuzdur yalnızlığınızı?Bir şeyleri kutlarmışçasına?

     Kutlanacak ne çok şey var değil mi?Aptallıklarımız,boktan grurumuz,buz kesmiş yalnızlığımız,kusursuz kibirimiz,pürüzsüz inatlarımız.Daha çok var da şimdi o vıcıklaşmış beynini bir de ben iyice sarsmayayım.

    Sahi bir ara hatırlat da seninle şöyle güzelce dolu dolu son kez gülelim.Öyle gülelim ki korksun bizden tüm geçmişimiz.Öyle gülelim ki artık korkma sırası ona gelsin.






24 Eylül 2010 Cuma




herhangi bir fahişenin dünden kalma makyajı gibi artık ruhun.kirli...terli...dağılmış...şimdi sen çabalayacaksın ya silinsin diye.ellerin kanayacak belki,tırnakların düşecek bir bir...lakin yaramaz çocuk,bu çocukken karaladığın odanın duvarlarındaki boyalar kadar masum değil !

27 Haziran 2010 Pazar

Ben


Parmak uçlarındaki nasırım ben.Ruhuma dokunduğunda yarım yamalak hissettiğin irili ufaklı nasırım.Gayri ihtiyari ağzına götürürsün ya sen o parmak uçlarını,yumuşatmaya çalışırsın ya hani sert tabakayı,daha az acı versin diye,daha çok hissedebilesin diye;ama yok olmazlar işte.Büyür,büyür,büyür...

Ağzına aldığın en ucuz küfürüm ben.Çıkarken dişlerinin arasından ben,ucuz ucuz kokarım kafa yaparım,dağılırım sonra...Odana,yatağına,ağzındaki lokmaya,çektiğin sigaranın her nefesine,rüyalarına,okuduğun kitaplara,attığın her adıma,sokaklara...

Ayağına batan ayakkabındaki küçük çiviyim ben.Çekip çıkarmak için baktığında göremediğin kadar küçüğümdür aslında;fakat attığın her küçük adımda aynı şiddeti yakalayabilirim,kemiklerine işleyip delirtebilirim seni kıvrandırabilirim acıdan,bayıltabilirim.

Aslına bakarsan küçücük ufacık şeylerinim senin.Farkına varamazsın ki istesen de zaten.göremezsin,dokunamazsın,koklayamazsın,duyamazsın,hissedemezsin.Hiçbir bok yapamazsın kısacası.Dedim ya;küçücük ufacık şeylerinim...